İstanbul’un İlkleri

İstanbul için bu ülkede yaşayan herkesin söyleyeceği bir söz vardır mutlaka. Gidip görmeden de yapılabilir bu; zira bir film ya da şarkının etkileyici bir kısmı, belki de tamamı ile kalbinize dokunmuştur bu ihtişamlı şehir. Ev sahibi olarak benimseyenler içinse en iyi ve en kötü, en güzel ve en çirkin, en anlamlı ve en anlamsız şehirlerden biri olarak addedilebilir. Her semtinde başka bir yönüne ikna edip kafa karışıklığına yol açabilir. En eski ve en yeniyi bir arada tutan heybetiyle oradadır İstanbul; hikayelerin ana kucağıdır bir yerde.

Bu birbirinden farklı özellikleriyle nice araştırmanın da konusudur bu şehir. Araştırma meraklılarından biri de Süleyman Faruk Göncüoğlu’dur. Uzun süredir bu konuda makale yazar, kitaplar yayınlar ve dersler verir. “İstanbul’un İlkleri”, kendisinin şehirle ilgili yeni çalışmasını aktardığı bir kitap.

İstanbul’a ilk büyük toplu göçün ne zaman yaşandığı, sinema seyreden ilk padişah, Osmanlı döneminin kamusal alanları gibi birçok farklı konuda şehirle ilgili ilklere yer veriyor kitabında Göncüoğlu. Şehrin çok bilinmeyen bu ilklerinde gezinirken, İstanbul’un neden bir dünya şehri olduğunu daha iyi anlamaya davet ediyor okurlarını.

Timaş Yayınları aracılığı ile hazırlanan kitap, bu tip çalışma meraklılarınca incelenebilir.

CEVAP VER