Bak!

          Bir bilince sahip olduğu andan itibaren her insan dünya ve evreni kendi ölçekleri çerçevesinde algılar. Emeklemeyle başlayan yürüme aşaması ile birlikte hayatın sayısız yollarından birine girer, bazen kendimizin, bazen de başkalarının belirlediği güzergahlarda ilerleriz. Yolları çevreleyen kişi ve nesneler de buna göre şekillenir; bakıp gördüklerimiz değişirken biz de her anlamda değişiriz. İnsanın bu yaşam yürüyüşünde kendi içini ve dış dünyayı mütemadiyen gözlemesi gerekirken, şartlar ya da başka etkenlerin buna mani olması gibi bir durum söz konusu.

          Alexandra Horowitz’in yazdığı “Bak!” kitabı, ayrıntıların önemi ve onlara bakmanın gerekliliğini ele alan teması ile okuyucuyu kendi yolculuğuyla yüzleşmeye davet eden bir eser. Bakmayı unuttuğumuz küçük ayrıntıların içerisine çekildiğimiz umutsuzluk ve mutsuzlukları dağıtmakta en büyük yardımcılar olduğunu hatırlatıyor.

          Kitabın kapağında Marcel Proust’ın sözleri, tanıtımında ise Shakespeare ve Sherlock Holmes’in konuya ilişkin sözleri var. Kayıtsız kaldığımız ayrıntılara dönüp bakarak, dünyayı başkalarının gözleriyle görerek mutlu adımlar atabileceğimizin ortak vurgusunu yapıyor hepsi birden.

          İçerisine doğduğumuz ve dünyanın gelişimiyle paralel hareket eden kültür içerisinde güçlü ve huzurlu kalabilmenin zorluğuyla kuşatılmışken, ayrıntılar kelimenin tam anlamıyla can simidi aslında. Türlü koşuşturma içerisinde es geçtiğimiz çevresel detaylara bakarak durup bir nefes almak ve kendini yeniden tanımlayabilmek ya da günümüzün tabiriyle “güncellemek” kabil.

          Aylak Kitap tarafından yayınlanan eseri dilimize Niran Elçi çevirdi. Durup bir bakmaya ihtiyaç hissedenlerin okuma listesine alabileceği bir kaynak olarak gösterebiliriz.

CEVAP VER