Metro 2035

          Yarın itibariyle raflarda yer alarak okuyucuların beğenisine sunulacak en yeni romanlardan “Metro 2035”, farklı teması ile dikkat çekecek.

          Kurgu romanlar, yazarların hayal güçleri ile tanışmamıza olanak verir. Geleceğe dair fikir ve teoriler her zaman merak uyandırıcıdır öte yandan; okuru bir anda o sarmalın içerisine alır. Bilim kurgunun teknolojinin de etkisiyle hayatımızda daha çok yer tutması sonucunda, yazılı ve görsel olarak bu türle daha fazla iç içeyiz günümüzde. Metro 2035, artık kısa olarak nitelendirebileceğimiz bir zaman dilimine ilişkin kurgusu ile zihinlerimizi kurcalamaya aday.

          Bugünlerde çokça dillendirilmeye başlanan 3. Dünya Savaşı’nın çoktan gerçekleştiği kabul edilerek başlıyor eser. Nükleer silahların kullanımı ile dünya adeta tarumar oluyor ve yaşanılır bir yer olmaktan çıkıyor. Şehir ve ülkelerin yerini toz zerrecikleri kaplıyor neredeyse.

          Bu korkunç yıkımdan sağ çıkabilenler ise sadece kendini Moskova Metrosu’na atabilenler. Yerin metrelerce altında bir yaşam alanı kurarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Zamanla kaçınılmaz olarak dünyanın mirası olan fikir ve inanç ayrılıkları baş gösteriyor yeniden.

          Bu kitle arasında farklı düşünen biri var: Artyom. O, yeniden dünyaya dönebilmeyi ve düşlerindeki dünyayı kurabilmeyi tasarlıyor. Başka insanların hala dünyada yaşıyor oldukları inancıyla güzel günlerin yaşanabileceği hayaline yaslanıyor. Yolculuk, ışık ve sürprizler onu bekliyor netice itibariyle…

          Dmitry Glukhovsky’nin kaleme aldığı kitabı dilimize Zarifa Huseynova çevirirken, Panama Yayıncılık okura ulaştıran yayınevi oldu.

CEVAP VER