Joyce’un Kızı

          Tüm dünyada kabul gören, hatta “dahi” sıfatı ile birlikte anılan James Joyce, 19 ve 20. yüzyılın en ünlü edebiyatçılarından biriydi. Kullandığı dil kendine özgüydü; kendine özgü denemeleriyle dikkatleri üzerine çekerdi. Sadece edebiyat okurlarını değil, sanat dünyasının ünlü isimlerini de derin bir şekilde etkilemeyi başarmıştı. Şiir, roman ve öyküleri zaman zaman çok tartışıldı. Cenevre ve Paris’te geçirdiği yıllar sanat yaşamında önemli basamaklar oldu. Bu yıl itibariyle en yeni kitaplar arasına giren “Joyce’un Kızı”, bizi yeniden ondan kalan izlerle buluşturan bir roman.

          Kitap, bizi geçtiğimiz yüzyılın ilk dönemlerini yaşayan Paris’e ve buranın sanat dolu ambiyansına götürüyor. Bir dansçı olarak kendini bu atmosferde ispatlamaya başlayan Joyce’un kızı Lucia‘nın aşk öyküsüne bir yolculuk yaptırıyor.

          Artık hepimizin bildiği, “Godot’yu Beklerken” oyunu ile dünya çapında ünlenen Samuel Beckett‘e aşık oluyor Lucia. Bir gün hayatını onunla birleştireceğine dair keskin bir inanç taşıyor. Ancak beklentileri karşılık bulmadığında kendini derin bir teessür içerisinde buluyor bu kez. Babasının şöhretinin gölgesi altında kalma hezeyanını bir türlü yenemiyor ve Carl Jung‘ın psakanaliz seanslarında çare arıyor tüm mutsuzluğuna.

          Romanda geçen ünlü isimler ekseninde müthiş bir sanat ve duygu sağanağı yaşatıyor okuyucuya roman. Yaşanmış bir öyküyü baz alarak çıktığı yolda ona eşlik etmek isteyenlere keyifli bir gezinti sunuyor.

          Annabel Abbs‘ın kaleme aldığı roman, Özge Onan çevirisi ile karşımızda. Hep Kitap ise bunun için aracılık yapan yayınevi olmuş.

CEVAP VER